SIK SORULAN SORULAR

 

 

 

Neslihan Stamboli

 

YAZARLIK NASIL BAŞLADI?

Kendimi bildim bileli yazar olmak istiyordum, diyemeyeceğim. Ancak kendimi bildim bileli bir şekilde kendimi ifade etmenin yollarını arayıp durdum, diyebilirim.

Sándor Márai – Macar yazar Sándor Márai – şöyle diyor: “Sanatkar kişi istese de istemese de, ona itici güç veren yaratıcılığı kendini bir şekilde dışa vurur, ve bazen eline bir kalem, bazen bir fırça, bazen de bir heykeltraş bıçağı tutuşturur.”

 

YAZMAK NASIL BİR SÜREÇ?

Yazma süreci, elinize kalemi alıp ya da bilgisayarın başına geçip tuşlara basmaya başlayıp dur durak bilmeden yazmak değil sadece. Yazabilmek için öncelikle bir ilham perinizin olması şart. Size hikayeler fısıldayan bir peri... Ancak bu perinin fısıldadıklarını roman haline getirebilmek için yazmaya başlamadan önce uzun bir planlama dönemi ve ardından bir araştırma süreci bekliyor sizi.

 

 

PLANLAMA DEDİNİZ. NASIL BİR PLANLAMA SÜRECİNİZ VAR?

Planlama aşamasında, olay örgüsünü hazırlıyorsunuz, kurguluyorsunuz, karakterleri belirliyorsunuz, geliştiriyorsunuz. Karakterlerin geçireceği değişimi planlıyorsunuz. Karakterlerin ruh halleri romanın başında başka, sonunda başka. İyiye veya kötüye doğru bir değişimden geçiyorlar. Bunların nasıl olacağını, ne hızla olacağını belirliyorsunuz. Bakış açılarına karar veriyorsunuz. Çatışkıları planlıyorsunuz.

 

YA ARAŞTIRMALAR?

Bir edebiyatçının – başka birçok özelliğin yanı sıra – entellektüel açıdan meraklı biri olması gerekiyor. Araştırmayı, öğrenmeyi sevmesi şart. Hangi konuda yazarsa yazsın, (çok iyi bildiğini varsaydığı bir konuda bile!) mutlaka araştırması gereken ayrıntılar olacaktır. Hele hele, geçmiş zamanları, yaşamadığı bir coğrafyada, yaşamadığı dönemleri, derinlemesine bilmediği bir kültürü anlatmaya soyunduysa, bu araştırma süreci çok uzun sürebiliyor.

 

NASIL BİR ÇALIŞMA TEMPONUZ VAR?

Yazarların ikilemi dediğim bir husus var. Yaratıcı olmalısınız, duygusal ve duyarlı olmalısınız. Ancak, bir yandan da disiplinli olmanız gerekiyor. Fakat yaratıcı ve duygusal yönünüz sizi disiplinli bir çalışma düzeninden uzaklaştırabilen özellikler.

 

SİZE NELER İLHAM VERİYOR? TIKANDIĞINIZDA NE YAPIYORSUNUZ?

Duyduğum bir sözle, bir kokuyla, bir tatla birlikte ilham perisi sürekli kulağıma bir şeyler fısıldıyor ve zihnimde sürekli yeni hikâyeler şekilleniyor. Bir cümle, bir haber, birinin ilk bakışta önemsiz görünen ufacık bir mutluluğu aklımda bir romanın konusuna dönüşüveriyor.

Tıkandığımda ne yapıyorum? Resim yapıyorum. Tılsımlı bir şekilde bilinçaltımı açıyor resim yapmak ve yeniden sarılıyorum kaleme.

 

 

 

NASIL BİR ŞEY EDEBİYATÇI OLMAK?

Yazmak her şeyden önce oldukça yalnız bir süreç. Bu başkalarına yazarlığın zor yanlarından biri gibi gelebilir. Ama bana pek o kadar zor gelmiyor. Bazen haftalarca, kendimi, yarattığım, hayal ettiğim bir dünyaya gönüllü olarak hapsediyorum. Zaman zaman bu izolasyonun aylar bile sürdüğünü söyleyebilirim. Karakter olarak yalnızlığı sevmeniz lazım.

 

SİZCE EDEBİYATÇILARIN NE GİBİ SORUMLULUKLARI VAR?

Edebiyatçı olmak çok zevkli, ancak zevkli olmasının yanısıra bazı görevler ve büyük bir sorumluluk yüklüyor omuzlarınıza.

Bir edebiyatçının görevi, insanoğlunun durumunu anlatmaktır bence. Bireyin, ait olduğu toplumun ortak psikolojisinin bir yönünün, veya birden fazla yönünün temsilcisi olarak, ait olduğu kültürün temsilcisi olarak, durumunu anlatmak, bireyin toplumla ilişkisini irdelemek, dile getirmektir.